Bağırsak floranıza zarar veren 9 etken

Bağırsak floranıza zarar veren 9 etken

Sindirim sistemi içerisinde yararlı faaliyetler gösteren mikroorganizmalar yani bakteriler veya diğer ismi bağırsak florası bazen sağlığımızın kaynağı olabilmekte bazende bizi rahatsız hallere düşüren ve güç kaybına neden olan bir unsur olabilmekte. Hayatımızda önemli işlerden bir tanesi ise sağlıklı bir bağırsak mekanizmasını koruyabilmek. Bu yazımızda sizlere zarar verebilecek 9 etkeni anlatmak istiyoruz.

Bunları biliyormusunuz?

Elbette bilinmektedir ki sağlıklı sindirim sistemine sahip insanlar ile hasta sindirim sistemine sahip insanların bağırsak mekanızması aynı değildir. Kronik bağırsak hastalıkları mesela hassas bağırsak veya iltihablı bağırsak (morbus crohn) diye bilinmekte. Mesela zayıf kişiler ile fazla kilolu kişiler arasında dahi bağırsak florası farkı bulunmakta. Yine davranış bozukluğu olan birisinin bağırsak işlevi değişik olabildiği gibi romatizma çeken birisinin de bağırsak florası başka olabiliyor sağlıklı kişilere oranla. 2004 yılında avustralya Southern Cross üniversitesi bilim adamları Hawrelak ve Myers değişik kişiler üzerinde yaptıkları araştırmalarda bağırsak florası zararlı yönde etkilenen insanlarda kötü huylu bakterilerin ortaya çıktığı belirtilmiştir. Bunun sonucunda ise kronik ve zamanla yıpranmış doku, hücre veya organ rahatsızlığı kendini göstermekte. Araştırmalarda bağırsak hassasiyeti, kronik iltihablanma, romatizma ve morbus bechterew (romatizmalı omurilik sertleşmesi) üzerinde durulmuştur.

Araştırmacı bilim adamları özellikle batı yaşam tarzının, yanlış beslenme, çok antibiyotika kullanımı ve sürekli stresli durumlara maruz kalma gibi etkenlerin bağırsak florasını olumsuz yönde değiştirdiğini ifade etmişlerdir. İyileştirme tavsiyeleri ise evvela yukarıda saydığımız olumsuz faktörlerden uzak kalma ve tekrar huzurlu bir bağırsak florasını inşa etmek yönünde olmuştur. Yani bağırsakta bulunan mikroorganizmalar sadece bağırsağı değil bütün bir bedeni etki altına alabilmektedir. Sağlıklı bir bağırsak bizi rahatlattığı gibi sağlıksız bir bağırsak ise hasta olmamıza sebep olabilmekte.

Bağışıklık sistemimizin iyi işlemesi sağlıklı bir bağırsak florasına bağlıdır.

Bağırsak florası bir çok bilyon bakterilerden teşekkül eder. Sindirim sistemimizi saran bu bakteriler tüm hücre sayısın 10 katıdır. Bu bakterilerin bazıları faydalı ve bazıları zaralıdır. Faydalı olan bakterilerin görevleri çok çeşitlidir. Bunlar zararlı bakterileri önlerler ve metabolizmamızı her türlü zehirden arındırırlar.

Sağlıklı bir bağırsak florası bağışıklık sistemimizin önemli parçasıdır. Değişmeyen kaide: bağırsak işlevi ne kadar düzgün olursa vücud direncimiz de o kadar kuvvet bulur ve hastalıkları önler.

Sağlıklı bir bağırsak florası bedende alerjinin çoğalmasını önler

Bağırsağın sağlıklı işlemesi bizleri sadece enfeksiyonlara karşı değil aynı zamanda alerji, cilt hastalıkları ve astıma karşıda koruyabilir. Mesela hamile bayanlar probiyotika (faydalı bağırsak bakterileri) kullandıkları zaman sadece annenin değil, henüz doğmamış bebeğinde bağışıklık sistemi kuvvetleşiyor. Bebek doğduktan sonra alerjik hastalığa yakalanma riskide azalmaktadır.

Bağırsak florası sıhhatli olursa daha iyi korunabilrsiniz

Bozulmamış bir bağırsak florası sizi hazımsızlık, kronik iltihablı bağırsak hastalıkları ve mantar enfksiyonlarına karşı korur. Kansere yakalanmamak için probiyotika (faydalı bağırsak bakterisi) önemli olduğu kadar hastalığa yakalandıktan sonrada probiyotika kullanmaya özen göstermek gerek.

Sağlıklı bağırsak florası kilo aldırmaz

Probiyotikanın olumlu yönleri yani sağlıklı bir bağırsak florasına kavuşmanın avantajlarını elde etmek vede ayrıca büyük abdeste rahat çıkabilmek demektir. Kolesterin düzeyinin tekrar istikrar bulması ve zayıf kalmanın kolay yoluda budur. Bir çok sebep varki bağırsakların önemini gösterir. Yeterli düzeyde faydalı bakteri, doğru beslenme ve devamlı spor yapmak zayıf kalmanın ana unsurlarıdır. Özellikle günümüzde sağlıksız beslenen insanlar daha fazla dikkat etmesi gerekir çünkü bağışıklık sistemimizin daima güçlü kalması hayati önem arz etmektedir.

Bağırsaklarınzı gözetin !

Ne yazıkki vücudumuzda bağırsaklarımız her zaman sağlıklı ve kuvvetli kalmayabilir. Zira organizma sürekli bedenizmizden bakteri atmakta. Bu atılan bakteriler hep kötü değil bazende iyi bakteriler atılmaktadır. Ama aslında sorun bu değil çünkü geride kalan iyi bakteriler hızlı bir şekilde çoğalabilir. Bağırsaklarımızda iyi bakteriler hızla çoğaldığı gibi zararlı olanlar da hızlı üreyebilirler. Bu sebeple her günümüz, her saatimiz hatta her dakikamız olumlu veya olumsuz yönde değişebilmekte.

Fakat ne mutlu bize ki gayretle bu yönü olumlu kılma imkanına sahip olabiliriz eğer yeterli bilgiye sahip olursak. Ancak bağırsak florası bizim zevkimize göre değil iç alemimiz deki şartlara göre değişir. Mesela sindirim sistemimiz içerisinde bulunan mikroorganizmaları desteklemek ve çoğalmalarına imkan vermek. Bu sayede kötü bakteriler önlenir.

Ama yanlış bir iş yapmamız ise milyonlarca kötü bakterilerin dağılmasına sebep olabilir. Çoğu zaman sindirim sistemimize nelerin zarar verdiğini bile fark edemiyoruz. Siz değerli okuyucularımıza en zararlı 9 etkeni tanıtmak istiyoruz. Eğer bu etkenlerden kaçınırsanız bağırsak floranız yeniden iyileşecektir.

Bağırsak floranıza zarar veren 9 etken

1. Antibiyotika

Maalesef antibiyotika ilk sırada yer almakta. Antibiyotika sadece kötü bakterileri değil aynı zamanda iyileri de öldürmektedir. Böylece bağırsak florası zarar görebilirler ve hastalığa davetiye çıkarmış olunur. Bazı insanlar antibiyotika aldıktan bir müddet sonra herşeyin düzeleceğini zannederler. Oysa bedenin tekrar aynı sıhhate kavuşması en az 6 ay gibi zamana ihtiyaç duymakta. 6 ayda ise çok şey değişebilir. Kötü bakteriler veya mantar hızlı şekilde ürerse sıkıntı doğar. Ama her şeye rağmen yinede antibiyotika alacaksanız size akabinde bir bağırsak temizliği öneririz ileride anlatacağımız gibi.

2. Doğum kontrol hapı ve hormon ilaçları

Hormon ilaçları sindirim sistemimizi olumsuz yönde etkilemektedir. Amerikan Massachusetts General Hospital ve Boston Harvard Medical School araştırmacıları ağız yoluyla alınan hormon ilaçları kadınlarda kronik iltihablı bağırsak hastlıklarına sebebiyet verdiğini belirtmişler. Mesela morbus crohn ve collitis ulcerosa gibi. Araştırma sonuçları 2012 gastroenteroloji dergisinde yayınlamıştı. 1990 öncesi arştırmalarda buna benzer sonuçlar göstermekteydi.

3. İçme suyunda klor

İçtiğimiz sular klorlu olabilir. Aslında klor bir kimyasaldır ve su arıtması için kullanılır, yani bakterileri yok eder yani klor sadece suya temizlik müdahalesi yapsın diye atılır. Ama bilinmeyen yönü ise neyazık ki bağırsakları olumsuz etkilemekte. 2013 yılında Belçika Ghent Universitesinden bilim adamları Microbial Biotechnology dergisinde gereksiz antibiyotika ve fazlaca temizlik önlemlerinden mesela suların klorlanması gibi işlemlerden şiddetle kaçınılmasını önermişler. Bilim adamı Van den Abbeele ve arkadaşları bağırsak hastalıklarına dikkatleri çekerek bu zamanda beslenmenin bir çok riski beraberinde getirdiğini söylemekteler. Sağlıklı bir bağırsak florası oluşturmak sadece probiyotik (yararlı bağırsak mikropları) ile olmaz ayrıca prebiyotik (sindirilemeyen lifler) maddeleri ile beslenmekte gerekir. Zira Prebiyotik maddeler insan bağırsaklarında bulunan yararlı mikroorganizmaları besler. Bütün dünyanın probiyotiklerini alsanınz ve fakat onları beslemezseniz hiç bir fayda bulamazsınız.

Prebiyotik çok miktarda bazı gıdalarda bulunabilir. Mesela hindiba ve yer elmasında veya gıda takviyesi inülin (bitki kök ve kök saplarında yoğunlaşan fruktan madde) sindirim sisteminde faydalı bakterilere prebiyotik oluyor. Fakat bütün pre- ve probiyotikleri kullansanız, eğer klorlu su içmeye devam ederseniz faydalı olamaz ve hatta bağırsak floranıza zarar verebilir. Onun için evinizde musluktan akan suyu temizleyen bir arıtma sistemi taktırmanız kendiniz ve aileniz için çok önemlidir. Kaliteli su arıtma aletleri almaya özen göstermenizi tavsiye ederiz. Ayrıca duş yapmak istediğnizde özel bir duş başlığı ile klor ve diğer zararlı maddelerin vücudunuza gelmesini engelleyebilirsiniz.

4. Florür

Florür tehlikeli maddeler sınıfına dahildir. Antibiyotika özelliğine yakın etki gösterdiği için bağırsak florasına zarar verebiliyor. Amerikada florür içme suyuna ilave edilir ama Avrupa da böyle değildir. Ama ne yazıkki avrupada süpermarketlerde florür içermeyen diş macunu bulmakta çok zordur. Hatta yemek tuzunun dahi florürsüz olmasına dikkat etmemiz gerek . Bağırsaklarınızın iyiliği için florürden uzak durun. Yaşadığınız ülkede içme suyunda florür varsa o zaman dediğimiz gibi bir arıtma sistemi taktırın.

5. Şeker ve Yağ

Hiç bir yiyecek şeker kadar bağırsak floramıza zarar vermiş değildir. Sağlıksız yağlar ile şeker çok zararlıdır ve beraber tüketilirse bağırsakta dysbiosis ortaya çıkar. 2013 yılında fransız bilim adamları önemli bir araştırmada, Western diet induces dysbiosis with increased in CEabac10 mice,alters host barrier function favouring AIEC colonisation başlıklı yazıda batı tarzı yağlı ve şekerli gıda tüketimi büyük bir tehlike oluşturduğu sonucuna varmıştır. Bu ise kalıcı tahrişe uğramış Morbus Crohn bağırsak hastalığına yakalanmak anlamına gelmektedir.

Yine bu araştırmada şeker ve yağlı beslenmenin, bağırsak florası yani bağırsak içerisinde bulunan bakterilerin nüfuz etkileri dikkate alınmıştır. Yukarıda belirttiğimiz dysbiosis hastalığı kaçınılmazdır ayrıca bağırsak mukozası kalınlaştığı gibi tam tersi yoğunluğunda olumsuz azalmada görülebilir. Böyle oluncada kötü bakteriler çoğalır ve hastalık ile karşı karşıya gelme riski doğar.

6. Asidoz

Şeker ve yağ gibi gıdaların yanısıra işlem görmüş diğer bazı besinlerde sizi sağlığınızdan edebilir. Bu besinlerin sağlıksız olması bedenimizde bulunan organların dengesiz çalışmasına neden olabildiği gibi aynı ölçüde asidoz yani kan içinde asit miktarının artmasınada yol açabilir. Şimdi akla gelen soru ise asidoz mu yoksa dysbiosis mi sağlığın bozulmasına başlıca sebepdir?

Cevap, ikiside birbiriyle yakın alakalıdır. Her iki etken birbirlerini tamamlamakta ve karşılıklı artma sebepleridir. Bozulmuş bağırsak florası mineraller ve faydalı besinlerden yarar sağlayamaz. Oysa mineraller asidoz dengesini ayarlamak için vazgeçilmezdir ve minerallerin bozulmuş bağırsak florası tarafından kullanılamaması süreki asidoz dengesinin artmasına sebep olmaktadır.

Öte yandan asit-baz dengesizliği bağışıklık sistemimizde bulunan pH-değerlerini değiştirmekte. Sonuç ise faydalı bakterilerin yok olması ve kötü bakterilerin çoğalma sebebiyle bağırsakta dysbiosis veya mantar (mesela Candida albicans) oluşması. Dysbiosisi ortadan kaldırmak isterseniz sadece bağırsak florasına destek yetmez, aynı zamanda fazla asiti gidermeniz ve yüksek değerli mineral takviyesi ile beslenmeniz gerek.

7. Gıda takviyeleri

Yanlış beslenmenin olumsuz etkenlerinden biride doğal olmayan gıda takviyeleridir. Antibiotika, florür veya klor gibi bu saydıklarımızın hepsi iyi bağırsak bakterilerini yok eder. Complementary Therapies in Medicine dergisinde “Intestinal dysbiosis” başlığı altında antibiotika, ağız yoluyla alınan korunma veya hormon hapları ve doğal olmayan gıda takviyeleri bağırsak bakterilerine zarar verenler arasında sayılıyor.

John McLaren ve etrafında bulunan bilim adamları dysbiosis tehlikesinin sadece hazımsızlık ile sınırlı kalmayacağını belirtmişler. Zira bozulmuş bağırsak florası yine bağırsak içinde bulunan mukozanın sıvı geçirgenliğini hızlandırır ve besin emilimini sekteye uğratır. Bir çok bilim adamına göre hastalıkların temelinde bu sebep yatmaktadır.

Başka araştırmalarda ise dysbiosis ile mantar beraber bağırsaklarda büyük tahribatlar verebilir. Mesela çabuk iltihap duyarlılığından kronik kalıcı yorgunluğa veya tamamen bağışıklık sisteminin çöküşüne kadar. Alışıla gelmiş bütün hazır yiyecekleri hayatınızdan çıkarın. Mağazalardan alırken gıda bileşenler listesini iyi okuyun ve yapay gıda takviyelerinden uzak durun.

Doğal yollardan gelen gıdalar hayatınızda yine önem kazanmaya başlasın.

8. Tarım ilacı

Maalesef günümüzde zehirli tarım ilaçları alışılagelmiş üretimin bir parçasıymış gibi doğal karşılanıyor. Hatta yetkili kurum ve kişiler belirli sınırlama değerleri göstererek bunun gıda için gayet koruyucu olduğunu söylüyorlar. Oysa cüzi bir tarım ilacının meydana getirdiği zararlar incelendiğinde meselenin vahim boyutları gün ışığına çıkıyor. Sözde zararsız diye bilinen bu böcek ilaçları hakikatte bütün haşereleri yok etmek adına kullanılmaktadır. Ne yazıkki bu zehirler tarımsal üretimde kullanıldığında korkunç boyutlarda tahribatlar meydana gelmekte. En yaygın böcek ilacı klorpirifos olmakla birlikte piyasada değişik isim altındada kullanılmakta. Bu tarım ilacının özelliği ise kesinlikle bütün böcek ve haşereleri yok etme gücüne sahip olmasıdır. Hatta sadece tarımda değil istilacı karınca, köpek biti ve güveye karşı etkili bir zehir türüdür.

Tarımda kullanılan zirai ilaçlar çocuk beynine zarar veriyor

2012 yılı önemli haber başlıklarında zirai ilaçların zararları üzerinde dikkatler toplanmıştı. Bu zamana dek araştırmalarda meselenin boyutları bilinememişti. Fakat New York Columbia Üniversitesi araştırmacıları tarımda kullanılan klorpirifosun miktarının ana rahminde gelişen bebeğin zihinsel gelişimini önemli derecede engellediğini ve sonuç itibari ile kişinin ileri hayatının olumsuz kısıtlandığı anlaşılmştı. Bu araştırmalarda göre az miktar böcek ilacının zararlı olmayacağı kanaati geçerliliğini yitirmişti. Ne yazıkki klorpirifos halen tarlalarda kullanılmaktadır ve sadece bebeklerin beyinlerine değil her bireyin bağısak florasına zarar vermektedir.

####Tarım ilaçları bağırsak floramıza zararlıdır Yine 2013 yılında Jules Vernes University of picardy de görevli fransız ilim adamları çalışmalarında az miktar klorpirifosun dahi memeliler üzerinde olumsuz yönde bağırsak bakterilerine zarar verdiği tesbit edilmiştir. Bu sebeple bağırsak florasında tehlikeli bozukluklar meydana gelmekte (disbiyosis). (İmpa of chronik exposure to low doses of chlorpyrifos on the Intestinal microbiota in the Stimulator of the human İntestinal Microbial Ecosystem (SHIME) and in the rat).

Organik besinler yoluyla zehirlerden kurtulmak

Bütün bu yazdıklarımızdan sonra kendiniz ve çocuklarınızın geleceğinden çok endişe ediyorsanız, sizi rahatlatacak güzel bir araştırma sunmak isteriz. 2008 yılında amerikan bilim adamları geleneksel tarım ilaçlarının etkilediği gıdalarla beslenen çocuklarda kısa sürede bir iyileşme görülebileceğini tesbit etmişler. NASIL? Eğer çocuklar sadece organik besinler tüketirlerse kısa sürede bedendeki zehirlerden kurtulmaları mümkün olacaktır. Ebeveynlerin yapması gereken sadece çocukların sağlıklı ve doğal organik gıdalar almalarına önem vermeleri. Böylece bağırsak florasında gelişecek tehlikeli bozuklukları önlemiş olursunuz.

9. Stres

Ne yazıkki asrımızın tehlikeli hastalığı stresi hayatımızdan tamamen atamıyoruz. Ama bunun da bir çözümü olacak elbette. Stresin hiçbir fayda vermeyeceğini düşünürseniz bu sizi rahatlamaya götürecektir. Dikkat edin stres insanı hasta yapar. Sizler için yapılan araştırmalarda 2012 yılında önemli bilim adamları şu sonuca varmışlardır (Psychoneuroendocrinology dergisi): Stresli bir hayatın bilimsel açıdan bağırsak florasına zarar verdiği bilinen bir gerçek ama sağlıklı bağırsak bakterilerin bedenimizde meydana gelen şiddetli stresi önlediği yeni bir keşifdir. Bağırsaklar bakterileri sağlıklı olan bir insanda stresin pek fazla tahribatlar yapamayacağı sonucuna varılmıştır. Değerli okurlarımız bu saydıklarımızın hepsine hayatınızda dikkat ederseniz umarız ömrünüzde bedensel sıkıntılara maruz kalmazsınız.

Tekrar kısaden hepsini özetleyecek olursak :

Bağırsak mekanizmasının sağlığına kavuşması - Çözümleri

  • Kimyasal ilaçlardan özellikle antibiyotika ürünlerden kaçının - doğal yolu seçin (Eğer antibiyotika almak zorunda kaldıysanız mutlaka bağırsaklarınızı temizletin).
  • Hormon ihtiva eden ilaçlardan korunun.
  • Temiz ve içerisinde klor bulunmayan su tüketin veya arıtılmış temiz su için.
  • Florürsüz diş macunları kullanın ve florürsüz sofra tuzu tüketin
  • Şeker ve zararlı yağlardan uzak durun.
  • Baz yoğunluğu fazla ve vitaminli gıdalarla beslenin. (Eğer şimdiye kadar yapmadıysanız bir an önce bedeninizden asitleri atma işlemine başlayın).
  • Alış veriş merkezlerinde satılan hazır işlenmiş gıdalardan uzak durun.
  • Doğal ve organik beslenmeye özen gösterin.
  • Huzurlu ve rahat bir düşünce ile hareket edin.
  • Bağırsağınızı tekrar ayağa kaldırın. Bunun için doğal ürünleride tercih etmeyi ihmal etmeyin.

  • Kaynak 1
  • Kaynak 2
  • Kaynak 3
  • Kaynak 4
  • Kaynak 5
  • Kaynak 6
  • Kaynak 7
  • Kaynak 8
  • Kaynak 9
  • Kaynak 10
  • Kaynak 11